Literatürde iki tür zekadan bahsedilir:sayısal ve sözel zeka…
Son olarak bu ikisine duygusal zekada eklendi. Bence bunların yanına bir tane daha eklenmeli ve belkide bu üçünüde içine alacak denli kapsamlı olan “toplumsan zeka” üzerinde durmamız gereken en önemli zeka türü olmalı.
Önce toplumsal zekanın kapsama alanını belirtelim:toplumsal zekaya sahip olan bir insan; toplumun kabul etmiş olduğu ve toplumsalın devamlılığını sağlayan ahlak, norm, toplumsal ilişki ve davranış kalıplarını(yalan söylemeyen,dedikodu yapmayan,ihanet etmeyen,saygı ve sevgiye önem veren…aslında bunlar ahlak kapsamına girer ancak her toplumun farklı davranış ve ilişkiler yapısına sahip olduğunu belirtirsek bunları ayırmamız gerektiğini söyleyip olaydan sıyrılabiliriz... her neyse) en uygun şekilde uygulayan kişi “toplumsal zeka” kriterine sahiptir denilebilir.
İşte toplumsalın devamlılığını sağlayan bu kriterlere olan uyum beraberinde toplumsal zekaya sahipliğide getirecektir. Bu şekilde düşünürsek toplumsal zekanın sayısal,sözel ve duygusal zekayıda kapsadığını belirtmemiz, akıllı biri olduğumuzun göstergesi olacaktır.İşte bu konuda yanılıyoruz…
Yani anlayacağınız toplumsal zekaya sahiplik diğer tüm zeka türlerine sahipliğide beraberinde getirir. Yani matematik bilmeyen birini gerizekalı yerine koyduğumuz gibi..Diğer taraftan sözel ve sayısal zekasını kullanamayan birini “zeka geriliğine sahip” biri olarak değerlendirdiğimiz gibi toplumsal zekasını kullanmayan yada yanlış kullanan birinide bu kefeye koymamız gerekiyor.
Bir insan, 3-4 üniversite bitirebilir,profesör de olabilir, akademisyen veya bilim adamı olabilir,eğer toplumsal zekaya sahip değilse toplumdan dışlanır, kendi yarattığı dünya içinde eriyip gider. Toplum tarafından ne kadar zeki yada akıllı olarak tanıtılırsa tanıtılsın prof,bilim adamı ve ya başka bir sıfatla nitelendirilen kişiler bu sıfatlarını sağlamalarını sağlayan değerler sadece sayılal ve sözel zeka olmamalı,bunun yanında belkide en önemli kriter olarak “toplumsal zekaya” sahiplik de gözetilmelidir.
Toplumsal ahlak, değer ve normlara uyum beraberinde toplumsalın devamlılığını sağladığı gibi toplumsal,sayısal,sözel ve duygusal zekayıda geliştirebilir.
Sonuçta ne mi olur?
-Herkes bir sakız alırsa ekonomi canlanır, ülke krizden kurtulur.
-Hayır… sonuçta toplumsal zekaya olan sahiplik değer ,kriter olarak değerlendirilirse kendini toplum önderi olarak değerlendiren akademisyenler, bilim adamları vb. kişiler bu zekaya sahip olmadığı sürece(toplumsal zekadan bahsediyorum) prof,doç,dr,ord ünvanları elinden alınmalı ve bu şekilde kendi egolarını tatmin etmek amacıyla verdikleri kutsal mesajlar(!)(Sigmund Freud gibileri) toplumsalın devamlılığını engelleyecek nitelikte olmayacaktır. Çünkü artık herkes onların sözlerinin hiçbir geçerliliğinin olmadığının bilincine varmış olacaktır.